Sonra bir de bakmışın, ben hep çocuk kalmışım.

Çalışırken hani şu kapanma durumu vardır ya, ben seviyorum onu… Yani seviyorum dediğim, zaten başka yöntem bilmiyorum. Gerçekten, başka nasıl çalışılır, hiçbir fikrim yok.

 

“Yansımalar” resim serisini yaparken mesela… Sekiz ay sürmüştü o seriyi tamamlamak ve ben zorunda kalmadıkça hiçkimseyle konuşmamıştım. Ailemle arkadaşlarımla çok az vakit geçirmiştim ve gecemi gündüzümü atölyeme vermem yetmiyormuş gibi bazen anlatmam gereken şeyler olduğunda da onları ilk ekip arkadaşlarıma anlatıyordum. Yani işte, boyalarıma ve fırçalarıma… Ez cümle, atölyede yatıp kalkıyordum, atölyede yaşıyordum. 

 

Sekiz ay sonunda bitti resimler. Haliyle ben de… Bir dinlenme süreci falan derken hep ilgi duyduğum bir kısa film işine girdim. Girebildim demeliyim daha doğrusu. Yakın arkadaşım İpek Tugay’ın desteğiyle… Hiçbir bilgimin ve tecrübemin olmadığı bir alana bu şuuruzlukta girmemi destekleme cesareti gösterebildi ve inandı bana. Hayatım boyunca unutmayacağım O’nun koşulsuz desteğini ve inancını. Delisin kızım sen… Büyük deli…

 

E tabii gene bir kapanma süreci başladı…

 

Günde dört film izliyordum. Uzun metraj… Aralarda tüm gün boyunca kısa metrajlar… Kim neyi nasıl yazmış, nasıl çekmiş. Film izlemelere ek olarak sektörle ilgili makaleler, beğendiğim yerli yabancı yönetmen ve senaristlerin röportajları… Bulabildiğim herşey… Enerjimin yettiği kadar… 

 

Sonra oturdum hikayesi hazırda olan filmin senaryosunu yazdım elimden geldiğince. Yavaş yavaş ekip toplandı, bütçe çıkmaya başladı. Malzemelerdir, odur budur… “Odur budur” diye kestirip atmama, havalı havalı anlatmama bakma. Başıma ne gelecek diye götüm atıyordu korkudan. Ama bir yandan da “hamama giren terler” diyordum, yeteneğime, yapabiliteme güveniyordum. 

 

Bir gün artık netleşti ki “Yansımalar” isimli serimden bir resim kullanacaktık filmde dekor olarak. İsmi “Ben adam olmak istemiyorum ki!” olan resmim… Özellikle onu seçmiştim. Çünkü İpek’in aksine, geçmişte bana kendi gösterdikleri yolu izlemezsem benden hiçbir şey olmayacağını iddia eden insanlarla ilgiliydi bu resmin hikayesi. Özellikle lise dönemimde Saint Benoit’daki müdür ve rehberlerdi bunu yapanlar… Zaten çoktan birçok resim yapmış biri olarak, bir de bu filmin altından hem senarist hem de yönetmen olarak kalkabilirsem bunu o vizyonu geniş arkadaşlara göstermek istemiştim. Çünkü benim onlara cevabımdı “Ben adam olmak istemiyorum ki!” Ben adam olmak değil, ressam olmak, sanatçı olmak ya da sporcu olmak istiyorum demiştim. On beş yaşındaydım… Onlar da kendilerine yakışır bir şekilde beni susturmaya çalışmışlardı…

 

Ve neyse sonunda geldi çattı… Haziran 2017… 

 

Ne aydı arkadaş yaa!…

 

Ay sonu filmin çekimleri başlayacak, zaten heyecan stres tavan, on kilo falan vermişim, bir de ay başında öğrendim ki “Yansımalar” serimden üç resmim kısa zaman önce anlaştığım bir galeride sergilenecekmiş. Türker Art Galeri’de, Nişantaşı’nda… Bir karma sergide… Hani zaten üç resimle kişisel sergi olmaz ve kendime ait sergi yapmak isterim ama bu karma sergide Devrim Erbil ve Serdar Akkılıç gibi hayranı olduğum ve çok beğendiğim isimlerin resimlerinin yanında olacaktım. Ve bu benim ilk sergim… 

 

Haliyle kutlama yapmak harika olurdu ama… Kutlayamadım. İstemedim… Çünkü filmin işleri vardı ve konsantrasyon bozulmamalıydı. 

 

Aradan biraz zaman geçti. Bir haber daha geldi… Resimlerimden biri satılmıştı… Hadi buyur şimdi… Yani kutlama yapmak harika olurdu ama… Gene kutlayamadım. Aynı atölyede yaptığım gibi haberi gene ilk olarak başta İpek olmak üzere ekip arkadaşlarımla paylaştım. 

 

Sonra Haziran sonu geldi… Çekimler bitti. Hayatım boyunca hayalini kurduğum ilk sergim olmuştu, ilk kez resmim satılmıştı, ve hem senaryosunu hem de yönetmenliğini üstlendiğim ilk filmimi çekmiştim. 

 

Büyük saçmalık…

 

Küçük bir detay…

 

Resmimi alan kişi bana senden hiçbir şey olmaz diyen lisemden dönem arkadaşım çıktı iyi mi? Sonradan öğrendim. Aradım teşekkür ettim.

 

————

 

Yakında “Yansımalar”daki resimlerin hikayeleriyle kitabı çıkacak.

 

Sonra filmimiz umarız güzel yerlere gelecek.

 

Sonra bir resim serisi daha olacak.

 

Sonra bir film daha çekilecek.

 

Sonra…

 

Sonra…

 

Sonra bir de bakmışın…

 

Ben adam olmamışım…

 

Hep çocuk kalmışım…