Resim çizdiğimden odaklanmadıgım düşünülerek resmi bırakmam gerektiği söylendi daha ilk ay. Aynı dönem,idmanlardan yorgun düştüğümden ötürü oldugu düşünülerek basketbolu bırakmam gerektiği söylendi. Ders sıkıcı değildi. Anlatan kötü değildi. Asla… Bi rehberi vardi okulun. Habire ona yolluyorlardi. Hayatım boyunca unutmayacağım o kadını. Oturdum karşısına. Çocugum dedi öğretmenlerin senden şikayetci. Bu hoca böyle şu hoca şöyle dedi diye anlatiyor. En son dedi ki burda derslerinizde başarılı olacaksiniz ki ‘adam’ olacaksiniz sonra universiteye gideceksiniz falan… Eğer uzaylılar söylenenler kadar zekiyse muhtemelen bizle iletişime geçtiklerinde benim bu kadina baktığım gibi bakacaklardır. Ne anlatsam boş. Ne diyeceğim “bu kadar akademik düşünmeyin efendim bakın benim de şöyle özelliklerim var” falan mi? Yaş 15 diyorum ya. Dedim ki “ben ‘adam’ olmak istemiyorum ki. Basketbolcu olmak istiyorum. Ressam olmak istiyorum.” Hiç aralık vermedi yapıştırdı cevabı. “Ne demek adam olmak istemiyorum!” Bak böyle yaparsan olmaz. Derslerin önemli, yapmalisin etmelisin bi ton laf etti. Ofisi de ortak ofisti, başkaları da var ve duyuyorlar haliyle. O görüşmeden hem beni anlamayan insanlarla çevrili olduğum hem de farkli olduğumdan ötürü bi kamyon laf işittiğim için yanaklarım kıpkırmızı çıktım. Hissedebiliyordum ateş gibiydim. Kaybolmuştum dünyada…