Son dönemde duyduğum en güzel soru : “Çocukluğun aklına gelince burnuna hangi koku gelir?” Çok sevdim çünkü herkesin cevabının farklı olduğu, aynı olsa bile hikayesinin farklı olduğu bir soru. Evde ya da varsa evin bahçesinde hep bulunan bir çiçeğin, bir yemegin ya da kendi yaş grubumun anne baba yaş grubundan duyma ihtimalinin oldukça yüksek olduğu kömürün kokusu… Herşey olabilir. Mesela şey vardır… Mahalle bakkalına gitmişindir. Açıktan sattığı tam yağlı beyaz peyniri vardir bakkalın. Adam çırağına dükkanı yeni yıkatmışsa yerdeki deterjan kokusu o beyaz peynirin kokusuyla karışırken onlara kasa yanındakı çikolataların kokusu dahil olur. Burnuna geldi mi bilmiyorum ama ben düşününce alıyorum o kokuyu. Deterjanın beyaz peyniri garipleştirdiği, sonradan gelen çikolatanın tuhaf bir iştah açtığı eşi benzeri olmayan garip bir mahalle bakkalı kokusudur o.

 

Benim soruya cevabımsa ballı yumurta… Yumurtanın “gezen” tavuğun götünden çıkıp çıkmadığına dikkat edilmediği, balın sahte olup olmadığından şüphe edilmediği yıllardı. Çünkü herşey zaten doğaldı… Ya da biz öyle sanıyorduk. Her ikisinden de biraz var sanırım.

Annem yapardı tabii ki. Özellikle pazar sabahları. Omlet yapar, pişmesine az bir zaman kala üstünde biraz bal gezdirirdi. O ballı yumurtanın kokusu benim odama gelir ve uykumdan hiç uyanmadığım kadar huzurlu uyanırdım. O koku burnumda o kadar net kalmış ki hala düşününce alabiliyorum.

 

Geçenlerde öğrendim ki annemin de küçüklüğünde pazar sabahları hep farklı bir şey pişirilirmiş. O da pazar sabahları haftanın diğer günlerinden farklı bir kokuya uyanırmış ve ordan alışkanlık kalmış. O'nun küçüklüğünde farklı olan şey daha çok kızartmalık yiyeceklermiş…

Ve resmin konusu olan soruyu daha özel kılan da işte bu. Bundan on ya da yirmi yıl sonra bu soru bugünün çocuklarına sorulduğunda günümüzün yaygın cevaplarının hiçbiri alınmayabilir. Fakat o cevapların bugunlerin karakterinin, alışkanlıklarının, senin ya da hayatın devamı olabileceği çok yüksek bir ihtimal.